Akıbetimi Merak Eden Adam

Köşe Yazıları / Kenan Kocabaş

Akıbetimi Merak Eden Adam

Arka bacaklarım tutmaz bir şekilde kendimi yol kenarında bulduğumda önce bir anlam veremedim olup bitene. Derken yavaş yavaş hatırlamaya başladım yaşadığım bu talihsiz olayı. Sokaktan hızla geçen bir araba, gece karanlığında beni fark edemeyince başıma bu işler gelmişti. Sıradan bir yaz gününe doğan Güneş, Emirdağ’ın ufkunda yükselmeye başladıkça benim tedirginliğim de artmaya başlamıştı. Zira ortalık aydınlandıkça, kendilerinden artık kaçamadığım insanların ve arabaların üzerimdeki baskısını daha yoğun bir şekilde hisseder olmuştum.Yanımdan geçen kimi insanlar benim bu halimi görünce, önce “hoşt hoşt” diye sesleniyor ve yürüyemediğimi anlayınca da bir süre acıyarak bakıp yanımdan uzaklaşıyorlardı. Evi yakın olan birkaç kişi ise bana ekmek bile getirmişti. Bu iyiliksever insanlara kuyruğumu sallamak istememe rağmen bunu bir türlü başaramadım… Açlıktan çok bedenimdeki tarifsiz acı beni zorluyordu. Buna rağmen gelen ekmeklerden bir kısmını yiyerek acımı dindirmeye çalıştım.Önümde ekmekler, bedenimde dinmeyen bir acı ve ben bu haldeyken üzerimden üç kere aşıp giden güneş, henüz bir yaşıma bile gelmediğim bir hayatta bana muhasebe yapmayı öğretmişti. Ne olacaktı bundan sonraki hayatım? Kim bakacaktı bana ve bacaklarımı kullanabilecek miydim tekrar?Dördüncü gün, tanımadığım bir adam bir kap içinde su getirmişti bana. İçecek getiren ilk ziyaretçimdi bu. Ne kadar çok susamıştım! İçtim ve içtim. İçtikçe dilimi şapırdatıyor, dilimi şapırdattıkça daha fazla suyu mideme gönderiyordum. Hatta suya kandıkça, arka bacaklarımı tekrar hareket ettirebileceğimi bile düşündüm. Nafile bir inanç, boş bir arzuydu bu.Bana su getiren adam, birkaç gün sonra da arabasıyla gelmişti. Yanıma çömelip ilkin başımı okşadı. Sonra da kendisini ısırmayacağımı anlayınca beni kucaklayıp arabasının bagajına koydu… Korkmasına korkmuştum ama ölümden öte köy yoktu hani. Derken araba çalıştı ve biraz sonra kendimi Çaydere’nin kenarında bir veteriner hekimin muayenehanesi önünde buldum. Arabadan indirilmiş değildim ama konuşulanları duyuyordum. Beni arabasına koyan bu kişi, belimin kırık olduğunu ve beni uyutmanın iyi bir yol olabileceğini söylediği anda gözyaşlarım sel olup akmıştı adeta… Allahtan veteriner hekim pek oralı olmadı ve beni uyutacak bir ilacın, benden sonra çevreye ve diğer canlılara da zarar vereceğini ve dolayısıyla böyle bir riske giremeyeceğini söyledi. Oradan başka bir muayenehaneye gittik, ama orada da yapılabilecek bir şey yoktu benim için…Son bir haftada yaşadıklarımdan sonra “uyutulma” fikrinin benim için en iyi seçenek olduğunu düşündüm bir anda. Ama hayattan kopup gitmek de zor işti. Bu halde yaşamak ise hiç arzu edebileceğim bir durum değildi. Ben bu ikilemi yaşarken, arabasını meydana parkeden adam, bu defa belediyeye gitmişti… Her geçen dakika “yokluk” düşüncesine daha da aşina olmaya başladığım için başıma gelecekler konusunda çok da kaygı duymamalıyım diye kendimi telkin ediyordum.Nihayet belediyeden çıkıp tekrar arabasına gelen adamla Eskişehir istikametine doğru hareket ettik. Belediyede kendisine söylendiği gibi, Sanayi’nin karşısına gelince sola dönüp Emirdağ’ın çöplerinin döküldüğü araziye doğru giden toprak yolda biraz ilerleyip yol kenarında durduk. Beni tekrar kucağına alan bu adam, çöp kamyonu şoförünün beni rahatça görebileceği bir yere; yüksekçe bir otun gölgesine beni bıraktı. Yanında getirdiği bir su kabıyla yine önüme su koyan ve sonra da başımı bir süre okşayan bu adam, dolan gözleriyle arabasına atlayıp oradan uzaklaşmıştı…Benim o gün oracıkta daha fazla acı çekmeden ve Temmuz güneşi altında kavrulmadan hayata veda edişimi bilmek, onu çok mutlu edecekti biliyorum. Hatta ertesi gün, beni bıraktığı yere ne kadar çok gelmek isteyip de gelemediğini de biliyorum. Beni ne canlı ne de cansız görmek katlanılacak bir durumdu çünkü. Bu yüzden akıbetimi hep merak etti bu adam. Aradan beş yıl geçmesine rağmen hâlâ da merak etmekte…Kenan Kocabaşemirkena@yahoo.comfacebook.com/emirkena

  • Okunma: 1812

Yorumlar (4)Yorum Yap

  • soner

    cok guzel bir hikaye herkesin bundan ders cikarmasi gerektigini dusunuyorum benimde gozlerim dolmadi degil

  • ERTUĞRUL

    ÇOK BERRAK VE AKICI BİR DİLLE YAZILMIŞ. KÖŞE YAZARLARININ İBRETLE OKUMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM . GÜZEL KULLANILAN BİR TÜRKÇEYİ ÇOK ÖZLEMİŞİZ.

  • merhamet

    anladığım kadarıyla bu adam vicdanen rahatsız.ama o köpeğe çarpan adamın hiç umrunda bile olmamış.bu yüzden takmaya gerek yok insanlar hiç oralı olmazken bu adamın yatıkları ortada en iyisini en doğrusunu yaopmış bu yüzden rahat olması lazım

  • cihat

    benimde gözlerim doldu :o