Çoban ve Derviş

Köşe Yazıları / Obalardan Odalara

Çoban ve Derviş

Yetmişli yıllarda bir milli damat, Belçika’ya gelişinin yaklaşık on beşinci gününde kiliseyi kaybetmemek şartıyla belirli sokak ve caddelerde özlediği, Avrupa’nın kendince meçhul yaşamını seyir için dışarı çıkar. Akşam erken dönmek şartıyla tabi! Bizim milli damat biraz ürkek, biraz çekingen bir şekilde dolaştıktan sonra bir Türk kahvesinin önünde olduğunu fark eder. Kapıyı hafifçe aralar, içeri girer ve etrafa bir eski tanıdık görme ümidiyle bakınır.İçeride bir kaç masa okey ve kağıt oynamakla meşgul. Kahvenin arka köşesinden bir el kalkar. Milli damat adamı tanımasa da o tarafa yönelir. Adam iki sandalyeyi kösmüş diğer ayağını dayamış bir elinde sigara bir elinde çay aşağıdaki sandalyeyi milli damat’a iterek şöyle konuşur: “Gel şöyle gel. Hoş geldin” giyerek adamı karşılar. Damat da sıkıla mıkıla “ hoş gördük abi” der. -Yenisim ellehem -Yeniyim abi -Hele bir şey iç -Çay içeyim abi “Emmi çay getir bakalım enişteye” diyerek suale başlar: -Ne zaman geldin? -15 gün oldu. -Memlekette ne iş yapardın? -Şofördün abi –Geç onu geç hemşerim, burada garılar otobüs, tır sürüyo. Başka sanatın var mı? -Yok abi -Desene sen de bizim gibi amele oldun! -Neye sayarsan say abi Bu konuşma esnasında yan masada oturan gözlüğü burnunun ucunda, gazetenin içine gömülürcesine okuyan adam, istemeden kulak misafiri olduğu konuşmayı gözlüğünü eline alarak kesti:- Derviş sen memlekette ne işinen meşguldün?- Çobandım hocam, değneği attım buraya geldim.- Ah Derviş ah, keşkem değneği atmasaydın da senin gibi çobanlar değneklerini buralara getirselerdi, şimdi Belçika’nın hayvan sektörünün yarısı bizim olurdu hiç olmazsa. Ticarette söz sahibi olurduk. Bulgaristan’da görmedin mi, kadınlar da amelelik yapıyor!

  • Okunma: 2056

Yorumlar (1)Yorum Yap

  • mahmut

    aslinda gercekleri dile getirmissin faki abi eline saglik