Emirdağlarının Masalı...

Köşe Yazıları / Kenan Kocabaş

Emirdağlarının Masalı...

Bilirsiniz Sivrihisarlıyla Emirdağlının rekabeti üzerine çeşitli fıkralar vardır. Şimdi anlatacağım masala göre ise Sivrihisar Dağları ile Emirdağları arasında da bir rekabet varmış meğerse… Zaman zaman içinde, ne kalbur var ne saman. Deve de yok tellal da. Pireler de yok gayrı, kuaförler hizmette… İşte böyle bir zamanda eğer hava da berraksa Sivrihisar Dağları ile Emirdağları birbirlerini rahatlıkla görebiliyormuş. Güneşin zirvelere düşüp, bu iki kütleyi kızdırdığı zamanlarda, biri ötekini sebepsizce sorumlu tutarmış, olup bitenlerden; güneşin acımasız kavuruculuğundan ve rüzgarın yetersizliğinden. Birbirlerini sürekli görüp hissettiklerinden dolayı da düşmanlıklar unutulmazmış bir türlü. Yazın berrak havalardaki durum buymuş bu olmasına ama yağmurlu çamurlu, sisli puslu, kar kış zamanlarında birbirini göremeyen bu ezeli rakipler, biraz rahatlayıp kendi dertleri ile meşgul olurlarmış. Ne de olsa düşman göz önünde olmadığı zamanlarda geçici bir rahatlama yaşanırmış bu kocaman bünyelerde. Bazen de birbirlerini görmezden geldikleri olurmuş ki bu durum, kimilerine göre kibirden kaynaklanırken kimilerine göre de “göz görmezse gönül katlanır” sözünün anlamı gereğiymiş.Emirdağları’nın zirvesinde değilse de eteklerinde bir hareketlenme olurmuş baharın gelmesiyle. Kuytularmış böğrüne gelip yaslanan yılkı atlarını, sürüleri, sürü bekçilerini Emirdağları. Bu anaç ruh kıskandırırmış sarp ve dik Sivrihisar Dağları’nı. Hele Emirdağları’nın kışın giydiği ak kıyafet Sivrihisar Dağları’nı deli edermiş. En çok da ak kıyafetin aylar boyunca Emirdağları’nın sırtından düşmediğine içerlermiş Sivrihisar Dağları. Emirdağları’na düşen güneşin erittiği kar sularının Sivrihisar’a doğru akması ise biraz olsun teselli edermiş Sivrihisar Dağları’nı. Hatta küresel ısınmadan, iklim değişikliğinden ve dolayısıyla Emirdağları’nın ak kıyafetinin gittikçe yeğnileşmesinden de keyif alırmış seninki.Sivrihisar Dağları’nın Adaçal gibi bir yoldaştan mahrum olması da can sıkıcıymış. Bir bilseniz ne kadar istekliymiş alnacında böyle bir dert ortağı tepecik olmasına… Aslında dert ortaklığı da bahaneymiş, maksat küçücük, şuncacık, el kadar tepeye iş yaptırmak, onu köle bellemekmiş kendine.Emirdağları büyüklük bende kalsın dermiş, dermiş de yine de rekabet bu ya, alamazmış kendini bu karasal kuru inattan. Aslında rakip çokmuş Emirdağları’na. Bir tarafta Sultandağları, öbür tarafta Köroğlu Beli... Yine de bırakmazmış Sivrihisar Dağları’yla da mücadelesini bizimki, elinden geleni ardına koymazmış.Emirdağları için her şey sütliman da değilmiş hani. Kimi zaman Emir Dede’nin maneviyatı bile teskin edemezmiş Emirdağları’nı da, bu cânım dağlar kıskançlık ateşiyle yanar kavrulurmuş. Tabi ki Sivrihisar Dağları’na imiş duyulan bu kıskançlık.Nasıl da vızır vızır geçermiş araçlar Sivrihisar Dağları’nın yakınlarındaki bölünmüş yollardan. Hatta çeşit çeşit ademoğulları model model araçlarıyla bu dağların yakınında mola verip, oranın havasını teneffüs edermiş. Kıskançlık duyulan konulardan ilki bu imiş. Diğeri ise Sivrihisar halkının Sivrihisar Dağları’nın hemen dibinde yaşamasıymış. Adeta et ile tırnak gibiymiş bunlar. Nah şuraya; dağın yükselmeye başladığı yere kadar insanlar yerleşmişmiş. Fakat Emirdağlılar baya bir uzakmış kendi dağlarına. İşte bu yüzden Emirdağları, kendisi ile halkı arasında hep bir mesafe hep bir resmiyet hissedermiş. Hatta kalabalık güruhların on yıllar önce kaçıp neredeyse dağsız tepesiz uzak ülkelere yerleşmelerini de hep bu sıcak olmayan ilişkilere yorarmış bizimki.Kimi zaman da Emirdağları, ak urbasından ilmik ilmik eriyen suları kendinden yana çeken Sivrihisar Dağları’na sitem etmek istermiş de, “taktiri ilahi” deyip, “suyun yönünü değiştiremeyeceğimize göre” deyip tutarmış kendini.Üç beş sene önce, birkaç güngörmüş kişi, “keskin sirke küpüne zarar” deyip, Emirdağları’nı bu kıskançlık belasından kurtarmaya bile çalışmış. Bu kişiler, “bölünmüş yol da neymiş, mola yeri de neymiş” gibilerinden sözler edip, bu gibi insan yapılarının bir dağ için postu deldirmek anlamına geldiğinden bahsetmişler. Bir dağın eteğine bölünmüş yol yapmanın o dağa; o dağın kurduna kuşuna bir değil iki defa kötülük yapmak demek olduğunu söylemişler de Emirdağları’nın umurunda bile olmamış bu söylenenler.Emirdağları’nın düşündüğünün aksine, Emirdağları ile Emirdağlılar arasında bir mesafe ve resmiyet olmadığı da bu kişiler tarafından kendisine anlatılmaya çalışılmış usulünce. Başka ülkelere göçüp gidenlerin yüreklerinde, Emirdağları’na karşı zerrecik bir sevgi azalması olmadığı, hatta bu insanların zaman zaman gelerek, bu dağların böğrüne nasıl da güzel evler yaptırdıkları, bugünün insanlarının kendisine türkü yakan önceki nesillerin özbeöz torunları oldukları da söylenmiş, lakin bizim koca dağ pek oralı olmamış…Son günlerde daha bir mutlu görünür olmuş Emirdağları. O çok imrendiği bölünmüş yolların çalışmaları kendisine doğru uzanmaktaymış artık. Sivrihisar’ın yolları kadar popüler olmasa da bu yollar, artık kendi insanı, daha hızlı ve daha güvenli bir şekilde seğirtip gelecekmiş kendisine doğru. Yapılacağını haber aldığı baraj da çok sevindirmiş bizimkini. Böylece, anasının ak sütü gibi helal ak karının suyunu göndermeyecekmiş artık geri dönüşü olmayan gurbete. Kar suları, bir hışımla akmayacak, akıp da tükenmeyecekmiş. Kendi avucuna doldurup doldurup ikram edecekmiş bu suyu, yanı başındaki kurumuş topraklara. Hatta aynalı sazan bile sipariş edesiymiş şimdiden bu baraja, Emirdağ halkı gelip de oyalansın yanı başında diye.Nihayet bir arzusu daha varmış bizimkinin. Kendi bünyesini yayla turizmine ve günü birlik turlara açmak istermiş Emirdağları. Duymuş bir yerlerden ve kendi kendine söylenip dururmuş şimdilerde, şehir insanlarının ve özellikle de Başkentlilerin hafta sonu gelince ne yapacaklarını şaşırdıklarını ve stres atmak için şaşkın şaşkın dağ tepe dolaştıklarını. İşte bu yüzden talipmiş gezilen dağlardan biri olmaya. Hele bir de bu gelenler, gelirken Sivrihisar’da mola vermeyip de zaman kaybetmezlerse diyerekten şaka bile edermiş.

  • Okunma: 2460

Yorumlar (3)Yorum Yap

  • omer ersahin

    Bence gayet guzel ve akici bir yazi, hatta enteresan bile yazinin tek kusuru birazcik uzun olmasi . O KADAR KUSUR KADI KIZINDA DA BULUNUR

  • Kenan Kocabaş

    [quote name='pek birşey anladımsa arap olayım']vaaahhhhhh sayın yazarlığa soyunan zatı muhterem kardeşim bişeyler yazmış cizmişsin yazarlık hobini kendince tatmin etmişsin ama makalen tam bir labirent bulmaca sözde espiride katmışsın ama boşuna kendini yormuşsun gündem yaratıp meşhur olmak istersen bence başka dalda yaz.çünkü pek birşey anlamadım.anladımsa ............ ne olayım..[/quote]
    --------------------
    emek verip bir şeyler yazdığınız için teşekkürler, kısmet olursa sizin yayın organınızda da daha basit şeyler yazmaya çalışayım:)

  • pek birşey anladımsa arap olayım

    vaaahhhhhh sayın yazarlığa soyunan zatı muhterem kardeşim bişeyler yazmış cizmişsin yazarlık hobini kendince tatmin etmişsin ama makalen tam bir labirent bulmaca sözde espiride katmışsın ama boşuna kendini yormuşsun gündem yaratıp meşhur olmak istersen bence başka dalda yaz.çünkü pek birşey anlamadım.anladımsa ............ ne olayım..